20.04.2015
on saniye
bi sırt cantasi , ilk kez geldiğim bi kasaba.
tedirgin adımlarım , rüzgardan sakındığım kahkullerimle birlikte yalnız sayılırız.
hangi yöne esiyor buranın rüzgarı , ne tarafa doğru gidiyor insanları bilmiyorum.
seni göremiyorum.
birşeyi görmesende orda olduğunu bilirsin ya nın o havada bırakan hissiyle oturuyorum masaya ,
daha sert esiyor artık , hava döndü , bulutlardan anlıyorum . sorun değil , belkide beklediğim bu , o an bunu düşünemiyorum.
cay içsem , hem vakit geçer , hem içim ısınır
masaya bırakılan bardağa bakıyorum , bırakan el senin mi , bilmiyorum.
iç sesimle konuşuyorum , zaten onunla karşılıklı yaptığım herşeyi çok seviyorum
konuşuyorum , senin de için bi yerlerde üşüsün diye hiç durmadan konuşuyorum
o sıra uzaktan gelen seslere dikkat kesiliyorum , tanıdık bi kelime arıyorum cümlelerde, bu ses senin mi bilmiyorum .
yüzümü kaldırıyorum , güneş yansıyor ,
gelirsen eğer bu anların biteceğini aslında biliyorum
kahkullerimden goremiyorum pek ama
bu yüz senin mi , bilmiyorum .
bi rüya olsa en fazla on saniye sürücek olan bu bi kaç dakikayı
sanırım günlerdir düşünüyorum.
12.03.2015
kavis
uzaktan baktığımda öyle mutlu ki !
etrafı kalabalık , gelen kahkaha sesleri inanılmaz , herkes bir ağızdan konuşuyor belli ki , hiçbişey anlaşılmıyor .
gözlerim yine onu buluyor , yaklaşıyorum bir iki adım ,
yüzündeki ışıltı azaldı mı ne, bulutlandı sanki ,
seçemiyorum .
yine insanlar dağıtıyor dikkatimi , o sesler ,
herkesin enerjisi ayrı patlıyor belli ki uçuşuyor konfetiler
yaklaşıyorum yine
kulaklarına doğru kavislendiğini gördüğüm dudakları düzleşiyor
göz bebeklerim büyüyor , doğru mu görüyorum
ona yaklaştıkça o mutluluk yok oluyor , uzaktan gördüğüm hiçbişey aynı kalmıyor
onu daha net gordukce anlıyorum
gözümün gördüğü bile her zaman doğrusu olmuyor.
yüzüne bakıyorum , bana bakıyor
bu gülümseme daha öncekine hiç benzemiyor
12.02.2015
16.01.2015
O
tabiatı gereği sormazdı.
sorularla işi hiç olmamıştı. çoğu zaman mantıklıydı , mantıklı ve suskun.
zaman geçtikçe sessiz ve kabullenmiş bi halin koltuğuna oturmuştu ve gördüğüm kadarıyla rahattı.
kabartma tozuyla kabaran dalgaların ve toz zannettiğim kumların arasında bu kabullenmişliği hiç batmıyordu gözüme.
nasıl batabilirdi ? ne zamandır görmüyordum ki .
tanımıyordu pek beni.
beni tanımaması yürüyüşüme yansıyordu .
sesime , konuşmama , yazılarıma ,
uyanışlarıma , uykularıma ,
ama iyi gecelerden çok günaydınlarıma.
çünkü kahvaltıların mutlulukla olan ilgisi biçokları tarafından kanıtlanmıştı.
bahsettiği kahvaltı sözü , o unutsa da aklımdaydı.
beni anladığını sanmıyordum.
olmasını istediği herşeyi söylerdi,
çokta hissetmezdim o sıcaklığı , kalbinin yakınlarında varolduğunu söylediği
bir cümle içinden çıkabilecek kırkbir anlamdan doğru olanı bulursam , o zaman kazanırdım yarım dudak gülümsemesini.
bence
ben biliyordum onun ne istediğini.
ama o ,
tanıdığını ve anladığını sanıyordu beni.
5.01.2015
battaniyedüzlemi *
dereceyle birleşip oksijenimden çalarken , şu dışardaki ruzgar
topladığım saçlarımı fırsat bilen kar , hep omuzlarıma yağdı bugün.
kalbimden güzel olan ne varsa aldı , bırakmadı dinlediğim şarkının hüznünden başka
tam iki buçuk dakika boyunca , benim kalbime yağdı kar
düşünecek zaman olmayan günleri sevdiğim zamanlar mı çoğaldı yoksa içim mi soğudu mevsimden sebep derken,
şarkı bitti
ısındım.
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)




