30.04.2017

huy*




bence bi çok şey hep olduğu yerde kalmalı.
kendi ağzımdan bile duymaya heves etmediğim şeyler var benim , sizin yok mu sanki ; ne diye bu laf kalabalığı.
dört köşesi olan bi cümle kalıbına neden sokayım canım düşüncemi , hem de yarattığı hissi kaç kelimeyle anlatabileceğime dair en ufak bi fikrim yokken
kendime saklıyorum işte, ne kadar da dokunaklı.

bu mesela
vakitlice kaybetmeyi beklediğim huylarımdan biri değil
ama aynı bedende daha ne kadar birlikte yaşayabileceğimi bilmediğim bi ikisi var ki onları beslemiyor, sulamıyor dahası gözlerinin yaşına bakmıyorum.
ağzımdan çıkan kıvılcımlara bi çözüm bulmama gerek kalmadan bir sabah uyanıcam, gözlerimi açtığım gibi onların yokluğunu hissedicem.
ve hepimiz çok yakında bu günün geleceğini biliyoruz.

*uzun zaman sonra bunları yazarken

aklımda neler olduğu , kulağımda ne çaldığı ve ağzımın içinde ne tadı olduğunu bunu okuyan hiçkimse bilmeyecek
ama sen ;

aklımda ne olduğunu , kulağımda ne çaldığını ve ağzımın içindeki tadı tek seferde tahmin edeceksin.

çünkü sen
tamamen kendime sakladığımsın
ve bi çok şey gibi olduğun yerde kalıcaksın.






17.11.2016

bir tek seni sevdim , onca şey arasından




haftanın hangi günü , ayın kaçı olduğunu bilmeden yaşadığım ; yaz mevsiminden sonbahara geçişin benim için ne denli hızlı ve dört duvar arasında aslında nasıl da ağır olduğundan bahsedeceğim biraz.

öyle günler ki,
hangi şehir hangi ülkede barınıyor unuttum
ama hiç gitmeyeceğim o şehirlerden kartlar sectim hep kendime göndermek için rüyalarımda.
ele avuca sığmayan saçlarımı kestirdikten sonra uzayışlarını görmek iyi geldi mesela ,
o günlerin sevinci oldu , meslek değiştiren sessiz harflerin sevinci gibi ;

düşünsene bi..



şimdi onu ne kadar sevdiğimi anlatabilirim,  saatlerce
ama o günleri unutabilir miyim bilmiyorum
sokağa attığım o ilk adım , hissettiğim onca şey ve yüzü desenli o gri kedi

bi ense terinin kokusuyla gözlerimi kapattığımda , o hiç gitmeyeceğim şehirde yeni bi kart seçiyorum şimdi .







14.04.2016

yeşil




yeşilin butun tonlarını biliyorum ama hiç ağaç dikmedim ellerimle.
bitkileri çok iyi tanıdığım da söylenemez ama onları görmeyi ve ellerimin arasında olmalarını seviyorum.
hangi ağaç nasıl çiçek açar , ne kadar sürede meyve verir bilmiyorum hiç , ama meşe palamudu ve kozalakların bünyemde iyileştirici etkisi var.

bir günümü daha şikayet etmeden geçirdiğim her gün , oh ! la bitiyor , sayıları az olsa da .
neyi, en son ne zaman yaptığımı düşündüm dün gece , en son ne zaman rakı içtimde takıldım biraz, düşünsem bulurum belki şimdi ama ne gerek var
denize paralel uzandığım ve güneşi sahilde batırdığım bir günün akşamıydı kesin.
coğrafyası gereği dik bir yokuştan aşağı inmiştim

hatırladım işte ,
sarmaşıklar gibi birbirine dolanmıştı saçlarım lastik tokayla ,
zihnim öyle güzeldi  ki sabahına yeşermişti tüm bedenim
çok özlemiş olabilirim ,
ne kadar?
yeşilin tüm tonları kadar





13.03.2016

boy





Kelimelerin boyu çok uzun ve ben uzanamıyorum bi süredir yükseklere..






16.01.2016

Gün





Beni anlayıp, anlamadığını merak ediyorum.
Olanları ve bitenleri 
Soylediklerimi ve belki soyleyeceklerimi 
Yasadıklarımı ve beni neyin beklediğini ben kestiremiyorken
acaba sen neler hissediyorsun diye düşündüğüm her gün, merak .

Bi süre sonra neler olacağını ve benim bambaşka biri olacağımı gördüğüm rüyaların gerçek çıktığını gördüğüm başka rüyalar.
Bu rüyaların sabahına uyandığım her gün , baş ağrısı. 

Kendimi iyi hissettiğim bişeyler yaparken düşünüyorum.
Düşünmeyi bırakıp eyleme geçiyorum.En çok okuyorum, en az yuruyorum.
O kasabada surekli gulumsediğim ve gelecekten endişe etmeden sayfalarca okuduğum günlerde zihnim. 
Bi kelimene satırlarca yazdığım , kimbilir bi bakışına .. 
her gün , hayal.